Zor bir röportaj olacağını düşünüyordum, ama ilk birkaç saniyelik
tedirginlikten sonra Ajda Pekkan ile yine eskisi gibi keyifli bir
sohbet gerçekleştirdik. Son albümü ‘Best of’un kendisini de üzen
telif sorununu kesinlikle çözeceğini açıklayan Ajda, bu albümüyle
ilgili duygularını, bundan sonra yapmak istediklerini ve belki de
ilk kez siyasi düşüncelerini açıkladı.
Uzun zamandır artık yılan
hikâyesine dönen albümün çıktı. Böyle bir ‘‘Best Of’’ çalışması Ajda
Pekkan'a ne kazandırdıracak sence...?
‘‘İlk kez bu kadar coşkulu çalıştım diyebilirim. Bunu çalışma
koşullarına bağlıyorum. Herkes o kadar içten ve özverili çalıştı ki
bunu hissetmemek mümkün değil. Daha önce çalıştığım yapımcılar, beni
bu konuda ürkütmüş ve frenlemişlerdi.
Ne kazandıracak konusuna gelince... Son iki albümümden hiç memnun
değildim. Kötü bir etki yaratmışlardı ve kendi dinleyicimden
uzaklaştırmışlardı beni. Şimdi onlara tekrar yakınlaştığımı
hissediyorum.’’
Yabancı bestecilere ait olsalar da o şarkılar seninle özleştiler. Bunu
neye bağlıyorsun?
‘‘Ben yorumcu olarak sürdürdüm meslek hayatımı, ama bu şarkıları
hissetmediğim anlamına gelmez. Etkili olmalarının sebebi galiba şarkı
sözleri. Güçlü bir duyguya sahipler ki müzik kadar onlar da etkiliyor.’’
İlk seslendirdiğin zaman ile bugünkü yorumun arasında fark var mı sence?
‘‘Kesinlikle var... Aklımı ruhumla birleştiremiyordum, düşüncemi de
onlara aktaramıyorum. Şimdi bu üçünün sentezi var yorumumda. Çok daha
iyi kavrayarak, söylediğim günlerdeki naifliği bozmamaya çalıştım. O
zamanlar bu çocukları doğurmuşum, ama anneliğin ne demek olduğunu
anlamamışım.’’
Tekrar o günlere geri dönmek ister miydin?
‘‘Hayır, bugünlere gelinceye kadar yaşadığım evrimleri, yaptığım
yolculukları, çektiğim zorlukları bana o günlerde söyleselerdi yarı
yoldan dönerdim. Dönüşü olmayan bir yola girdiğimi fark edince de iş
işten geçmişti zaten.’’
Her şeyinle kendin ilgilendin bugüne kadar. Bir menajer veya prodüktör
sıkıntısı çektin mi?
‘‘Çektim, yorucu bir şey bu. Ama güvenebileceğim, beni temsil
edebileceğine inandığım insanları bulamadım. Böyle bir mesleğin
Türkiye'de halen daha hakkıyla yapıldığını düşünmüyorum. Ben kendi
kendime her zaman yettim. Ama fikirlerine güvendiğim insanlar var.’’
Sen Türkiye için her zaman iyi bir ‘‘malzeme’’ oldun. Hakkında kitaplar
yazıldı... En sonuncusunun adı da ‘‘Profili Olmayan Kadın’’... Bu kitap
hakkında neler düşünüyorsun?
‘‘Bu konuda benim rızam bile sorulmadı. Kimse gelip benimle konuşmadı.
İznimi sormadı. Sadece benim adımı, kişiliğimi kullanarak bir malzeme
yaratıldı. Şimdi o kitap satınca bu haksız kazanç sayılmaz mı yani... En
azından gelip bir fikrimi sorabilirlerdi, benimle sohbet edebilirlerdi.
Oradaki ‘‘Profili Olmayan Kadın’’la benim hiçbir ilgim yok. Pek çok
gözlemi de yanlış buluyorum...’’
‘‘Starlık’’ kavramına yenilmemeyi neye borçlusun?
‘‘İçimdeki azme ve hayatı çok sevmeme... Ve sevdiğim şeyleri sevmeye
devam etmem, yılmama neden oldu. Yılmam için her türlü şey çıkartıldı
karşıma, ama yılmadım... Bir anlamda ‘‘Braveheart’’ım diyebilirim, yani
cesur yürek. Bir yerde olduğunu ve orada kalabildiğini göstermek emek
istiyor.’’
Peki bu albümden sonra yeni şarkılardan oluşacak bir albüm de planlıyor
musun?
‘‘Evet, istiyorum. Yavaş yavaş repertuar oluşturmaya başladık. Bugüne
kadar özellikle de genç besteciler Ajda Pekkan'ı algılamakta güçlük
çekiyorlardı. Artık algılanıyorum galiba. Benim de genç bestecilere
ihtiyacım var... Mesela arya türü şarkılara merak sardım. Öyle bir
çalışma yapmak istiyorum. Zaman içinde dramatik soprano olarak da
görebiliyorum.’’
Sinema tecrüben de var. Yeniden kamera karşısına çıkmayı düşünür müsün?
‘‘Sinema tecrübemle fazla övünemem... Çok kısaydı çünkü... Ama bugünün
şartlarında güzel bir proje olursa yaparım. Daha çok bir televizyon şovu
yapmak istiyorum.’’
Yanında bir partner ister miydin...?
‘‘Hiç tahmin etmiyordum, ama Beyaz'a çok ısındım. Onunla birlikte bir
şey yapmak isterdim. Frekansımın tuttuğunu zannediyorum. Cem Yılmaz’ı
tanımadığım için bir şey söyleyemem. Yılmaz Erdoğan hiç olmaz, çünkü
onun yanında biraz komik kalabilirim...’’
Çalışmadığın zamanlar neler yapmaktan zevk alıyorsun?
‘‘Genelde çok fazla dışarı çıkmam. Evimi çok seviyorum. Arkadaşlarımla
da evde buluşurum. Kedilerimle uğraşmayı seviyorum. Evde kendime
geliyorum, ama seyahat etmeyi de severim. Dinlenmek ve düşüncelerimi
yenilemek için...’’
VATANDAŞ AJDA'NIN POLİTİK ELEŞTİRİLERİ ve 2000'Lİ YILLARDAKİ TÜRKİYE
HAYALİ:
2000'li yıllarda bu kadar taş yığını olmayan, yeşili, doğa güzellikleri
korunmuş bir Türkiye düşlüyorum. Erozyona uğruyor her şey. Çocuklarımıza
bırakacak ne kalıyor diye düşünüyorum.
Eskiden ihanet de gizliydi ibadet de... Artık ihanetler açığa çıkarıldı,
ibadet de büyük gösterilere dönüştü.
Enflasyon... Hepimizin canına okuyor. Türk parasının hiç olmazsa belirli
değerlere gelmesini istiyorum.
Yaşamlarımızdaki kargaşalar ruhumuzu da erozyona uğratıyor. Ayakta
kalma, yaşam mücadelesi derken zarar görüyoruz.
Eğitim ve sağlık sistemimizin çağdaş bir boyuta getirilmesini ve herkese
eşit eğitim şansının verilmesini diliyorum.
Gelişmiş ülkelerde insanlar devleti arkalarında bir güç olarak
hissediyor. Onlara güvence veren, onlar için var olduğunu hissettiren
bir devlete inanıyorlar. Türkiye'nin de bu noktaya gelmesini
arzuluyorum.
Yine ümitliyim. Bu kargaşa sürecini yaşamak zorundayız ve düzlüğe
çıkacağız diye düşünüyorum.
Türk kadınını etkilediğimi düşünüyorum. Benim görmek istediğim kadın
benim yansıtmaya çalıştığım kadındır Türkiye'de. Onların da çok hoş ve
güzel pek çok yanları var, ama kimilerinin motivasyona, kimilerinin
desteğe, kimilerinin morale ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Hayalimdeki Türk kadını çağdaş, bağımsızlığını eline almış, bakımlı ve
mutlu kadındır. Ve ben azmimle onları bu yola itmek istiyorum. ‘Bakın
var olmak böyle çaba istiyor’ diye... ‘Hadi silkenelim, harekete
geçelim’ demek istiyorum...
Artık 2000 yılına iki kala kadın erkek diye bir ayrım yok. Onlara manevi
de olsa güç vermek istiyorum. Kadın ya da erkek değil, insan olmanın
hoşluğunu yaşamak gerekiyor.
İnsanlara hayvan sevgisini aşılamak isterdim. Sokak hayvanlarına yapılan
vahşetin durdurulmasını istiyorum.
Birileri Türkiye çöl olacak diye yırtınıyor. Hepimizin buna kulak
vermesi gerekiyor...
Ajda Pekkan’ın bir ‘‘en iyi arkadaşı’’ var mı?
‘‘Öyle bir kavramı düşünmedim hiç. Çok arkadaşım var, ama dost arıyorsan
insanın en iyisi kendine diyorum...’’
Galiba sanat çevrelerinde dostluklar derinleşemiyor...
‘‘Hiçbirimizin zamanı yok galiba. İş ortamında sevdiğiniiz biriyle bir
anda fikir olarak ayrılıyorsunuz. Son yıllarda bizim kuşağımız yine de
çok olgunlaştı. Gerekli olduğu zaman birbirimize sahip çıkabiliyoruz.
Yani artık birbirimizi kırmak, karalamak yerine birbirimizin yanında
olmalıyız, çünkü bizim kuşağımız çok kolay gelmedi bugünlere.’’
Çok göz önünde olan birisiyle duygusal bir ilişki yaşıyorsun... Nasıl
tanımlanabilir?
‘‘Ben çok duygusal biriyim. Seviyeli bir beraberliğimiz var ve ben böyle
bir beraberliği özlemişim doğrusu. Uzaklığa rağmen çok yakın bir
dostluğumuz var. Dostluğa, güvene dayalı... Bol bol yürüyüşlere çıkıp
sohbet ediyoruz. Öyle heyecanların, cinselliğin ikinci, üçüncü planda
kaldığı sıcak bir dostluğumuz sözkonusu.’’
Siyası konularda tartışıyor musunuz?
‘‘Siyasetle çok ilgim olmamasına rağmen pek çok konuda tartışıyoruz. Ben
‘‘vatandaş Ajda Pekkan’’ olarak görüşlerimi, düşüncelerimi ve
eleştirilerimi aktarıyorum.’’
Sık sık çocuklardan söz ediyorsun. Çocuk istiyor musun?
‘‘Olacak diyorum. Bunun için çabalayacağım. Henüz treni kaçırmadığımı
düşünüyorum.’’
Kardeşinizle çok yakın bir ilişkiniz var. Yeğeninize de çok
bağlısınız...
‘‘Zoran adında bir yeğenim var. Önceleri bana ‘‘Aunti Ajda’’ (Ajda
teyze) diyordu. Benim hoşuma gitmedi. Sonra Aj demeye başladı. Bu kez
annesi uyardı. Şimdi Ajda diyor. Çok sık görmediği için biraz mesafeli
bana karşı. Şimdi de buluğ çağına giriyor, hafif bir hayranlık durumları
da başladı bana karşı.’’
Semiramis ile nasıl ilişkiniz?
‘‘Semiramis artık her yaz Türkiye'ye geliyor. Eskisinden daha iyi
ilişkimiz. O da belki yeniden bir kaset yapabilir. Birbirine destek olan
iki kardeşiz. O bana fikir sorar, ben de ona ‘Bana önerdiklerini bazen
yapamam. Ben Ajda Pekkan'ım’ diyorum. ‘Aman zaten sen Ajda Pekkan ile
bozmuşsun kafayı’ diyor. ‘Olması gerekenleri olmaması için çabalıyorsun
sanki... Nereye kadar bu Ajda Pekkan'lık’ diye serzenişte bulunuyor.’’
Peki nereye kadar Ajda Pekkan...?
‘‘Gittiği yere kadar Ajda Pekkan...’’
Çocuk meselesine dönersek? Seviyeli bir ilişki yaşadığın o insan, baba
adayı olabilir mi?
‘‘Her şey olabilir. Hayat neler gösterir bilinmez...’’
Bu sayfada Ajda Pekkan'la ilişkilendirilerek en çok aranan
kelimeler
Ajda Pekkan, Müzik, Şarkı, Kadın,
Şarkıcı, Pop Müzik, Kültür Sanat, Şarkıları, Filmleri, Sinema,
Artist, Oyuncu, Sarkilari, Sanatci, Sarkisi, Fotoğrafları,
Resimleri, Fotograflari, Resmi, Klip, mp3, superstar, Diva, Video
Klibi, şarkısının, Ajda Pekkanın, Video Klipleri, Fotolari,
Frikikleri, Ajda Pekkanin, Frikik, videolari, goruntuleri,
ünlülerin, mp3'leri, şarkı sözleri, videoları, görüntüleri, şarkısı,
filmleri, süperstar, gizli çekim, yasak, unluler, kutlama, eğlence,
festival, süperstarın, Senlik, program, konser
